Dünya Belgeseli

Dünya güneş sistemi içerisinde yer alan bir gezegendir, dünyanın uzaydan görünüşü mavi tonun hakim olduğu bir renktir. Bundan dolayı dünya denince akla mavi gezegen ismi de gelmektedir. Esasında dünyanın uzaydaki renk tonunun mavi olması, güneş ışınlarının atmosferdeki oksijenle etkileşime geçmesindendir. Dünya gezegeni, elipsoidal bir yörüngede dönem bir gezegendir. Dünyanın güneş etrafındaki bir dönüşü; güneş yılı olarak ifade edilmektedir. Güneş etrafındaki bu dönüş süresi ise, 365 gün 5 saat 48 dakika ve 46 saniyede tamamlandığından bir yıl 365 gün olarak hesaplanmaktadır. Dünyanın güneş etrafında dönmesi neticesinde ise mevsimler oluşmaktadır. Bu bağlamda dünyada 4 temel mevsimden söz etmek mümkün olmaktadır. Bu mevsimler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış olarak isimlendirilmektedir. Dünyanın şekline dair ilk bilgiler düz bir tepsi şeklinde olduğuna dair bilgilerdir. Ancak bu varsayıma ilk karşı çıkan bilim insanı; Koprenik’tir. Kopernik’ten sonra Galile (1640) dünyanın yuvarlak olduğunu açıklamıştır.

Dünyanın ekvatordan kutuplara doğru çapı azalmaktadır. Ekvator bölgesinde dünyanın çapı; 12.756,3 km iken bu mesafe kutuplarda; 12.713,6 km’ye düşmektedir. Bu durumun dünyanın kendine has şekliyle alakalı bir durumdur. Dünya üzerini saran atmosfer tabakası; % 78.09 oranında azot, % 20.95 oranında oksijenden oluşmaktadır. Bunun yanı sıra atmosferde çok az miktarda da olsa; karbondioksit, hidrojen, argon, helyum, metan, kripton ve neon bulunmaktadır. Dünya 23 saat 56 dakika ve 4 saniyelik bir süre içerisinde kendi etrafında tam tur olarak dönüşünü tamamlamaktadır. Bu durum bir gün olarak ifade edilmektedir. Bir gün ise gece ve gündüzden oluşmaktadır. Gece ve gündüzün oluşumu ise; dünyanın kendi etrafında dönmesiyle mümkün olmaktadır. Gece gündüz sürelerinin uzunluğu sadece ekvator bölgesinde eşit olmaktadır. Kutuplarda ise gece ile gündüzlerin süreleri 6 ay olarak tespit edilmiştir. Ancak kutuplarda gece tam bir gece durumu yaşanılmadığı gibi gündüzde de tam bir gündüz durumu yaşanmamaktadır.

dunya-belgeseli.jpg (800×600)

Dünyanın yüzey alanı toplam olarak; 510.2 milyon km2 civarındadır. Dünyanın yaklaşık olarak % 70.8 kadarlık bölümünün su; kalan % 29.2’lik bölümünün ise; kara olduğu bilinmektedir. Dünya kabuğunun sürekli bir şekilde hareket halinde olduğu ve radyoaktif maddelerin reaksiyona geçmesi neticesinde meydana bir ısının çıktığı bilinmektedir. Ortaya çıkan bu ısı ise; yer kabuğunun daima dış yönlü bir itme etkisine sahip olmasına neden olmaktadır. Dış yönlü itme kuvveti, yer kırılmalarının yaşanılmasına neden olmaktadır. Yer kabuğu kıtalarda yaklaşık olarak; 35 KM kalınlıkta, okyanuslarda ise 6,4 km ile 4,8 km kalınlık arasındadır. Dünyanın kendi etrafında dönmesinden kaynaklı olarak; metal kor oluşmaktadır. Oluşan bu metal kor ise; dünyada elektrik akımlarının oluşmasına neden olmaktadır. Esasında bu elektrik akımları, oldukça önemli görevleri üstlenmektedir. Zira bu elektrik akımları, dünya üzerinde yaşamlarını sürdüren canlıları, yıldızlar ve güneşin yaymış olduğu zararlı ışınlardan korumaktadır.

Dünyayı çepeçevre saran atmosfer; dünyaya önemli katkıları sunmaktadır. Öncelikle atmosfer, dünyaya gökyüzünün rengini vermektedir. Atmosfer dünyanın sıcaklık değerlerinin yaşam sınırlarında kalması noktasında da etkili olmaktadır. Ayrıca atmosfer güneş enerjisinin uzaya kaçmasını önlemektedir. Bunun yanı sıra atmosfer sayesinde su kütlesinin yerde kalması da mümkün olmaktadır. Zira atmosfer basıncı sayesinde su buharlaşma yoluyla tekrar dönüşüme uğramaktadır. Bütün bu bilgiler düşünüldüğünde dünyanın oldukça hassas bir denge üzerinde varlığına devam ettiğini söylemek mümkün olmaktadır. Bu durum dünyanın korunmasının ne kadar önemli olduğu gerçeğini de gözler önünde sermektedir. Zira çevre felaketleri ve benzeri durumlar, dünyanın hassas dengesini bozmaktadır.